Salim BÜYÜKKAYA yazdı: Kedi öldüren çocuklar

Sosyal medyadan izlediğimiz köpeğe kedi parçalatma vahşeti eminim çoğunuzun uykularını kaçırdı. Kamera görüntülerinden anladığımız kadarıyla bunu yapanlar çocuklardı. Hani sosyal medyada “dünyayı çocuklara bırakalım bir günlüğüne güzelleşsin” diyerek iyiliği, güzelliği sadece yaşlarına bağladığımız çocuklar.
Oysa çocuklar yaşadıkları iklimin, çevrenin ürünleri olarak büyürler. Peki dünyayı kurtaracak bu 12-13 yaşındaki masum çocuklar nasıl bu hale geldiler. Üstelik yakalandıktan sonra adliyeye götürülürken, “Üzüldün mü?” sorusuna “Seni vursam bile üzülmem,kediye mi üzülecem” diye cevap verdiler. Kuşkusuz, bu sorunun yanıtı uzmanlarda.
Ben bu sokaklarda, sözü edilen Denizli Mahallesi’ne yakın mahallelerde büyüyen ve sokakları bilen birisi olarak başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Küçüçük çocukların, yine gazetecilere dönüp, “Abilere selam, savaşmaya devam”, “Yaşımız yetmese de yaşadıklarımız yeter. Biz Denizli (Mahallenin adı) çocuklarıyız.” sözleri ne anlama geliyordu?
Kimdir bu selam çakılan ağabeyler?


Henüz aile bakımına muhtaç çocuklar ne yaşamış olabilirler?
Neyle, kiminle savaşıyorlar ki, savaşmaya devam edecekler?
Bu hareketlerinden sonra kendi akranları arasında abi(!) oldular mı artık?
İşte asıl üzerinde durulması gereken sorular bunlar bence.
Çocuk polisi, ardından savcı sordu mu mesela bu soruları.
Ya gazeteciler?
Onlar sordu mu, “Ne savaşı yapıyorsunuz?” diye.
Manşet çıkaracak sözleri çektiler nasılsa, gerisine ne kafa yoracaklar!

Ajansların servis ettiği haberi medya organları, “Kedi öldüren çocuklardan şok sözler”, “ Kedi öldüren çocuklardan duyanları hayrete düşüren sözler” gibi başlıklarla verdiler.
Hızla tüketip geçtik hep birlikte. Bir dahaki vahşete kadar rutinimize geri döndük.


Bu kadar yani…
Yaptıkları iyi bir şeymiş gibi kasıla, kasıla yürüyen çocukların üzerinden diğer mahallelerin çetelerine bir gözdağı mı verildi?
Başta Denizli karakolu olmak üzere, emniyetin ilgili birimlerinin bu sözlerden çıkardığı bir mesaj yok mu?
Adana Valisi bu konuda ne düşünüyor?
Sosyal hizmetler il müdürünü, psikologları, pedagogları seferber etti mi?
Emniyet Müdürü Zafer Aktaş’ı rahatsız etmedi mi bu sözler?
Denizli karakol amirini çağırıp, “Çocuktan al haberi” misali, “Bu çocukların selam çaktığı ağabeyler kimdir? Bir bakın bakalım bu sözleri onlara kim öğretmiş, kimleri rol model alıyorlar mahallede bir araştırın bana rapor verin” dedi mi?
Bu ve benzeri mahallelerde, “Sıfırbir” adlı dizideki gibi terminatörler mi yetiştiriliyor?

Bu çocuklar stajyer mi?


Çocuklara bir çeşit torbacı, tetikçi stajerliği mi yaptırılıyor?
Abileri, diğer mahallelerdeki çetecilere, “Bizim bebelerimiz bile böyle acımasızsa korkun lan bizden” demişler midir?
Çocuklar bu ağızları, Hürriyet, Kiremithane, Denizli gibi mahallelerde ağabeylerin(!) gözetiminde toplanılıp izlenilen sıfırbir dizisinden mi öğrendiler.
Yoksa bu sonucu, sosyal medyada bir iki fazla beğeni almak için ağzını eğip-büğüp konuşan, ”Adanalı Güneşe silah sıkar” diye, geri zekalılığı, cahilliği, magandalığı kutsayan hesaplar, bu hesaplarla ortak iş yapan “Adana gibi başkan” lar hep birlikte mi yarattılar?
Birilerinin bu konuda biraz kafa yorması gerekmiyor mu?
Vasatlığı kutsamak, marifetmiş gibi anlatmak, hayatımızı, çocuklarımızı, geleceğimizi ne hale getiriyor?
Bilmem, farkında mısınız?

Salim BÜYÜKKAYA – ADANA (Temmuz 2019)

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir